YKS Biyolojide gelen sorular içerisinde ilk başlarda gelecek olan yorum sorularında işinizi kolaylaştıracak taktikler ve bilgiler burada. Gerek tekrar amaçlı gerek fen çalışmayıp son dakika 3-5 net yapmak isteyen arkadaşlar okusun.

Bu tipte benzer yazılar okumak için Maddelerle Konu Anlatımı kategorisini ziyaret etmenizi öneririm. Türkçe, kimya, edebiyat, tarih, sosyal, fizik, biyoloji gibi hemen hemen her dersten konuları hızlı ve pratik şekilde tekrar edebilirsiniz.

1- Hücre içi sindirim sonucu atılamayan atıklar kofullarda birikir ve lipofuksin adı verilen pigmente dönüşür. Yaşlandıkça bu miktar artar ve yaşlılıkta deride kahverengi benekler şeklinde gözükebilir.

2- Kloroplastlar ve mitokondriler dna bulundurdukları için protein sentezleyebilirler.

3- Kloroplastta ATP üretimi olur fakat bu üretilen ATP’ler tekrardan fotosentez olaylarında kullanılacağı için organel dışına çıkmaz ve kloroplastta kullanılır.

4- Plastitlerin hepsi birbirlerine dönüşebilir.

5- Lizozom hücredeki su miktarını azaltıcı yoğunluğu artırıcı yönde etki yaparken , mitokondri , ribozom ve golgi organelleri su miktarını artırıcı ve yoğunluğu azaltıcı etki yapar.

6- Kloroplast ve mitokondride ribozom bulunur ve protein üretilebilir. Ek olarak mitokondri ve kloroplast kendi DNAlarına sahip oldukları için kendilerini eşleyebilirler.

7- Karaciğer , sinir ve çizgili kas hücreleri mitokondri bakımından zengindir.

8- Hücre zarından en hızlı galaktoz , sonra glikoz ve en yavaş fruktoz geçer.

9- Osmotik basınç yoğunluk ile doğru orantılıdır. Osmotik basınç ne kadar yüksek ise yoğunlukta o kadar fazladır.

10- Bitkilerde hücre duvarı selülozdan oluşurken mantarlarda kitinden, bakterilerde protein ve yağların özel birleşiminden oluşur.

11- Enzimlerin yapısına katılan maddeler aynı zamanda düzenleyici olarak görev yapar. Yani apoenzim olan protein , koenzim olan vitamin ve kofaktör olan minerallere düzenleyici diyebiliriz.

12- Bitkiler bütün amino asitleri kendileri sentezleyebilirken hayvanlar temel (esansiyel) amino asitleri dışarıdan hazır alırlar. Aynı şey esansiyel yağlar içinde geçerlidir. Üretemediğimiz esansiyel yağları dışardan hazır alırız.

13- Golgi Aygıtı granülsüz e.r.den oluşur. Lizozom ve koful ise golgiden oluşur. Golgide E.R.den oluştuğu için lizozom ve kofula E.R.den oluşuyor diyebiliriz.

14- Mitokondrinin çalışması sonucu Co2 üretilir. Buda pH’ın düşmesine ortamın asitleşmesine neden olur.

15- Ozmoz kısaca suyun difüzyonudur. Difüzyondan farkı ortamlar arasında seçiçi geçirgen zarın bulunması zorunluluğudur.

16- Difüzyon hızını etkileyen faktörlerden biride elektriksel yüktür. Eğer geçecek olan molekül nötr ise iyon olanlara göre daha hızlı geçer.

17- Difüzyon hızını etkileyen bir diğer faktör ise sıcaklıktır. Sıcaklığı artan bir molekülün kinetik enerjiside artar bu yüzden geçiş hızıda düşük sıcaklığa göre fazla olur.

18- Hücre zarı genel olarak yağ yapıda olduğu için yağda çözünen molekküller hücre zarından daha hızlı geçer.

19- Kolaylaştırılmış difüzyonda normalden farklı olarak taşıyıcı proteinler görev yapar ve yine ATP harcanmaz.

20- Ozmoz ve difüzyon için ATP gerekmediği için canlılık şartı aranmaz.

21- Hücre kendinden daha yoğun bir ortama bırakıldığında yoğunluğu eşitlemek adına su kaybeder ve büzülür buna plazmoliz denir. Tersi ise deplazmolizdir.

22- Turgor basıncı hücrenin fazla su alarak şişmesi sonucu zara yaptığı basınçtır. Hücre su alarak fazla şişerse turgor haline bürünür.

23- Turgor basıncı bitkilerde bazı olaylarda görev yapar. Örneğin stomalarda su miktarı artarsa turgor basıncı artar ve stomalar açılır.

24- Hemolizde kısaca turgora dayanamayıp hayvan hücrelerinin patlaması olayıdır. Hemoliz çeperli hücrelerde görülmez çünkü çeper patlamasını önler.

25- Hormonlar doku hücresi içine pinositoz ile alınır ve hormonların kana verilmesi ekzositoz ile gerçekleşir.

26- Endositoz hücre zarından geçemeyecek maddelerin hücre içine koful ile alımıdır ve hücre zarında bir miktar küçülme olur. Ekzositoz ise tam tersidir. Her ikisindede enerji kullanılır.

27- Ekzositoz olayında endositoz olayından farklı olarak çeperli hücrelerde görülebilir. Evet yanlış duymadınız ekzositoz çeperli hücrelerde gerçekleşebilir ama endositoz gerçekleşmez.

28- Deoksiribozun ribozdan farkı bir oksijeninin eksik olmasıdır. “Deoksi” oksijen eksik demek.

29- DNA’da ki toplam pürin sayısı primidin sayısına eşittir.

30- Ökaryot hücrelerde kalıtımı sağlayan DNA’lar çekirdekte bulunur. Organellerde bulunan DNA’lar sadece bulunduğu organelle ilgili bilgi taşır.

31- Yüksek sıcaklık ve pH etkisi DNA’nın yapısının bozulmasına neden olabilir. Bozulması olayına natürasyon bozulan DNA’nın eski haline dönmesine ise renatürasyon denir.

32- Replikasyon DNA’nın eşlenmesi olayına verilen isimdir.

33- tRNA Hücrenin sitoplazmasında serbest halde bulunur.

34- Bütün RNA çeşitleri ribozomda birleşir ve etkinleşir.

35- mRNA hariç tRNA ve rRNA’da hidrojen bağları bulunur. Çünkü mRNAnın düz şekli vardır.

36- mRNA’larda 64 çeşit kodon vardır. AUG kodonu protein sentezini başlatan kodondur, UAA , UGA , UAG ise protein sentezini durduran kodondur.

37- 20 çeşit amino asit olmasına karşın 61 çeşit mRNA kodonu şifreleme görevini üstlenir. Her kodon 1 amino asiti şifrelerken, bir amino asite birden fazla kodon şifrelenebilir.

38- DNA’daki şifrenin mRNA’ya aktarılmasına transkripsiyon denir. mRNA’daki şifreye göre aminoasitlerin birbirine bağlanması sonucu protein oluşmasına translasyon denir.

39- Bileşik enzimlerde yardımcı kısım direk ürünü etkilerken apoenzim etki edeceği substratı seçer.

40- Apoenzim tek başına çalışamaz fakat yardımcı kısım bazı reaksiyonlarda tek başına çalışabilir.

41- Enzimler çift yönlü çalışabilir.

42- Minimum kuralı bir şeyin hızı belirlenirken elde olan en az miktara göre belirlenmesidir.

OKU:  96 Maddede YKS Fizik

43- RNA DNA’nın bir zincirinden sentezlenir ve sentezlendiği zincire anlamlı zincir ismi verilir.

44- İnhibitörler enzimin yapısını bozmaz sadece kısa bir süreliğine durdurur.

45- Bir enzimatik reaksiyonda oluşan ürün konsantrasyonu çok yüksek derecelere çıkarsa oluşan ürün kendi enzimini inhibe eder ve konsantrasyon artışını engeller.

46- Filogenetik (doğal) sınıflandırma homolog (kökendeş) organlari temel alirken, ampirik (suni) sınıflandırma analog (görevdeş) organlari temel alır.

47- Cins adı – belirleyici ad oluşumu türü oluşturur.

48- Sınıflandırma basamakları özelden genele doğru : Tür – Cins – Familya (Aile) – Takım – Sınıf – Şube – Alem (Ezberlemekte sıkıntı çekenler “Türkiye Cumhuriyeti Futbol Takımı Sert Şut Attı” cümlesinin baş harflerinden yola çıkabilirler.)

49- Aynı tür içindeki canlıların protein yapıları farklılık gösterebilir. Fakat farklı türlere oranla daha fazla benzerlik gösterir.

50- Endospor bakterilerin uygun olmayan koşullara karşı dayanmak için oluşturduğu koruyucu tabakadır.

51- Aerob oksijen varlığında , anaerob oksijen varlığı olmadığında yaşayabilen canlılara denir.

52- Fotosentez tepkimelerinde hidrojen kaynağı değişebilir (H2O , H2 , H2S) gibi fakat carbon kaynağı hep karbon dioksittir. H2O yu hidrojen kaynağı olarak kullananlar atmosfere serbest oksijen salarlar.

53- Gram Pozitif (+) bakterilerin hücre duvarında peptidoglikan miktarı ve kalınlığı Gram Negatif (-) olandan daha fazladır.

54- Bakteriler normalde eşeysiz üreme ile çoğaldıkları için genetik çeşitlilik oluşmaz fakat yüzeyinde bulunan piluslar sayesinde bir başka bakteri ile DNA alışverişi yapar ise genetik çeşitliliği sağlayabilir. Bakterilerde genetik çeşitlilik bu şekilde oluşur. Bu olaya konjugasyon denir.

55- Arkeleri bakterilerden ayıran en önemli özellik çok çeşitli ortam koşullarına dayanabilmesidir.

56- Tek hücrelilerin çoğu konjugasyon ile kalıtsal çeşitlilik kazanır.

57- Kontraktif koful tatlı sularda ve hücre çeperine sahip olmayan canlılarda bulunabilir.

58- Damarsız tohumsuz bitkilerde iletim demetleri yoktur tohum oluşturamadıkları için metagenez görülür. Toprağa rizoit adı verilen kök benzeri yapılarla tutunurlar.

59- Damarlı tohumsuz bitkilerde iletim demetleri vardır ve metagenez görülür. Rizom adı verilen toprak altı gövdelere sahiptirler.

60- Damarlı tohumlular ; açık tohumlu ve kapalı tohumlu olmak üzere ikiye ayrılırlar. Açık tohumlular genelde 4 mevsim yeşildirler , yaprakları iğne şeklindedirler ve çok yıllık odunsu bitkilerdir otsu formları yoktur. Kapalı tohumlularda ise tohum meyvenin içinde bulunur ve büyük bir kısmı kışın yapraklarını döker.

61- Süngerler herhangi bir gelişmiş sisteme sahip olmayan basit yapılı canlılardır.

62- Sölenterlerde mezoderm (orta deri) tabakası yoktur, tek bir vücut boşluğu vardır hem ağız hem anüs görevi yapan tek açıklığa sahiptir. Eşeyli ve eşeysiz çoğalabilirler. Polip ve medüz olmak üzere 2 hayat evresi vardır. Medüz hareketli polip hareketsizdir. Deniz anaları medüz evresine örnek olarak verilebilir. İlk sinir sistemi sölenterlerde görülür.

63- Solucanlar 3 tabakadan oluşur ve mezoderm vardır.

64- Birey —> Populasyon —> Komünite —> Ekosistem —> Biyosfer

65- Flora ekosistemdeki tüm bitkilere, fauna ise tüm hayvanlara denir.

66- Süksesyon bir ekosistemdeki baskın türün yerini zamanla başka bir türün almasıdır.

67- Ekoton farklı ekosistemlerin kesişme noktasıdır. Buna bağlı olarak bu bölgelerde tür çeşitliliği daha fazladır.

68- Mutualist yaşam iki canlınında birbirinden fayda gördüğü durumlardır. Mantarlar ve algler arasındaki liken oluşumu en büyük örnektir.

69- Kommensalist yaşam iki canlıdan birinin fayda görüp diğerinin hiç bir şekilde etkilenmediği durumdur. En iyi örneği köpek balığının karnına tutunarak kırıntılarla beslenen vantuz balığı fayda görürken köpek balığı ne fayda görür ne zarar.

70- Epifit bitki başka bir bitkiye tutunan fakat asalak yaşamayan canlılardır. Yani kendi gelişmemişliğini başka bir bitki ile kapatan fakat kendi besinini üreten canlılardır.

71- Hayvanların davranışlarını inceleyen bilim dalına etoloji denir.

72- Tek hücreli canlıların aktif yer değiştirme hareketlerine taksis denir.

73- Bitkilerde etkiyle gerçekleşen ani hareketlere nasti, hormonların etkisiyle büyümeye bağlı olarak gerçekleşen yönelme hareketlerine ise tropizma adı verilir.

74- Hayatın başlangıcı ile ilgili görüşler 6 tanedir bunlar;
– Abiyogenez : Canlılık uygun koşullarda cansızlardan türedi. Kendiliğinden oluştu.
– Biyogenez : Canlılık bir atadan devam etti süre geldi. İlk canlının oluşumuna açıklama yapamıyor.
– Panspermia : Canlılık bu görüşe göre ilk canlının uzaydan gelmesi sonucu oluştu.
– Ototrof : Bu görüşe göre ilk canlı kendi besinini üretebiliyordu ve inorganik madde kullanarak hayatta kaldı.
– Heteotrof : Bu görüşe göre ilk canlı besinini dışardan hazır alıyordu ve cansız maddenin uzun bir kimyasal evrimi sonucu canlılık oluştu.
– Yaratılış : Bu görüşe göre canlılar ayrı ayrı ve farklı zamanlarda yaratılmışlardır. Dönüşmeler sadece türün kendi içinde geçerli kalmıştır.

75- Bir türün bireyleri arasında görülen çeşitliliğe varyasyon denir.

76- Sadece üreme hücrelerindeki değişiklik bir sonraki nesilde farklılığa neden olur. Vücut hücrelerinde bir değişiklik yapmak canlının döllerini etkilemez.

77- Doğal seleksiyon kısaca güçsüzün güçlü karşısında kaybedip güçlünün çoğalma potansiyeline sahip olmasıdır.

78- Evrimin oluşum sırası : Eşeyli üreme + Mutasyon —> Kalıtsal varyasyon —> Doğal seleksiyon —> Adaptasyon —> Evrim

79- Serbest enerjinin açığa çıktığı tepkimelere ekzergonik tepkime, serbest enerjiye ihtiyaç duyan tepkimelere endergonik tepkime denir.

80- Glikoliz evresi istisnasız bütün canlıların yaptığı ve yapmaz zorunda olduğu sadece sitoplazmada gerçekleşen evredir.

OKU:  KIRK Türkçe Sorusu İçin KIRK Harika Madde

81- 3C’lu pirüvik asite H eklenmesi sonucunda 3C’lu laktik asit oluşur. Aynı şekilde 3C’lu pirüvik asitten CO2 çıkması sonucunda önce aset aldehit ardından aset aldehitede H eklenmesi sonucunda 2C’lu etil alkol oluşur.

82- Solunum olayı sonucunda FAD kullanımı olayın oksijenli solunum olduğunu kanıtlar. Çünkü FAD sadece krebs evresinde görülür.

83- Allel gen çifti aynı karaktere etki eden gen çiftine denir.

84- Bağlı genler aynı kromozom üzerinde bulunan genlerdir. Krossing-over sonucu ayrılabilirler.

85- Aglütinasyon antikorun antijenle birleşip çökelmesi olayıdır.

86- Bir anne Rh (+) ve çocuk (fetüs) Rh (-) kan grubuna sahipse anne Rh antikoru üretir. Bu antikor üretimi ilk çocukta doğuma kadar sürer ve ilk çocuğu etkilemez. Fakat 2. ve sonraki çocuklarda anne önceden antikor üretimi yaptığı için gebelikte antikorlar çocuğun kanına geçerek çökelir.

87- DNA parmak izi kriminalde, babalık davalarında, bitki türlerinin korunması çalışmalarında ve safkan köpek ırklarının belirlenmesinde kullanılmaktadır.

88- Klorofil ve fotosentezde kullanılan minerallerde minimum yasası geçerlidir. Minimum yasası fotosentez hızının en düşük değere göre baz alınmasıdır.

89- Hücrenin bölünme döngüsünü harflersek kısaca İ-P-M-A-T olur. İnterfaz en uzun süren evredir. Bu evrede hücre gelişir ve büyür. Profaz, metafaz, anafaz ve telofaz mitotik evreyi oluşturur.

90- Embriyo hücrelerinde G1 ve G2 evresi görülmez. Bu yüzden büyümeden kısa sürede çoğalırlar.

91- Sinir ve kas hücreleri bölünmezler. G1 evresi sonrası G0 evresi denen durgun evreye girerler.

92- İğ iplikleri bölünme sırasında kromozoma kinetokorlardan bağlanır.

93- Hücre boğumlanmasında mikrotübüller görev yapar.

94- Amitozun mitozdan farkı çekirdek zarı erimeden bölünmesidir ve buna bağlı olarak iğ iplikleri görev yapmaz.

95- Hücre bölünme kontrol mekanizmasında etkili olan protein yapılı moleküller siklinler ve siklin bağımlı kinazlardır. Sinyalleri bu proteinler verir, başlamayı veya devam ettirmeyi belirler.

96- G1 ve G2 Kontrol noktası interfazda, M kontrol noktası (iğ ipliklerinin kinetekorlara bağlanmasını kontrol eder) ise metafazda görülür.

97- Mayoz-2 ile Mayoz-1 arasında interfaz (yani gelişim aşaması) görülmez, sadece sentromer varsa eşlenir. Bölünme hemen gerçekleşir.

98- Kromatit X şeklindeki kromozomu oluşturan 2 şerite verilen isimlerdir. 1 kromozomda 2 kromatit vardır.

99- Tetratlar kromozom çiftlerinden oluşur ve Mayoz-1’de mitozdan farklı olarak kromatitler yerine kromozomlar ayrılır. Bunun sonucunda 2n olan diploit hücre n olan haploit hücre olur. (1 Tetrat = 2 Kromozom = 4 Kromatit)

100- Krossing-over kalıtsal çeşitliliği sağlar. Krossing-over meydana gelme ihtimali kromozom üzerindeki genlerin arasındaki uzaklıkla doğru orantılıdır. Uzaklık ne kadar fazla ise gerçekleşme ihtimali o kadar fazladır.

101- Mayoz bölünme ile sperm oluşumuna spermatogenez, mayoz sonucu oluşan haploit hücrelere spermatit denir. Yumurta oluşumuna ise oogenez ismi verilir. Oogenezde bölünme sonucu sitoplazmalar eşit olmaz. 3 küçük (kutup), 1 büyük (oosit) hücre oluşur daha sonra oosit farklışarak ovum’u (yumurta hücresi) oluşturur ve kutup hücreleri eriyerek kaybolur.

102- Sporla üreyen canlıların yaşamlarında eşeyli ve eşeysiz üreme birbirini takip eder. Buna metagenez (döl almaşı) denir.

103- Partenogenez yumurta hücresinin döllenme olmaksızın gelişmesiyle gerçekleşir. Arı ve karınca gibi canlılarda görülür.

104- Kütikula mumsu şeffaf tabakadır. Bitkinin su kaybını azaltır.

105- Hidatotlar yaprakların uç kısımlarında bulunan ve damlama (gutasyon) ile bitkideki fazla suyun atılmasında rol oynayan yapılardır.

106- Odunsu bitkilerin gövdeleri kalın çeperli ve ölü hücrelerden oluşan koruyucu bir örtü ile kaplıdır. Bu koruyucu dokuya periderm (mantar doku) adı verilir.

107- Lentisel gövdedeki gaz ve su buharının dışarı verilmesinde rol oynayan açık yapıdır.

108- Ksilemde tek yönlü taşıma olur. Floemde çift yönlüdür ve floemdeki taşıma hızı ksilemdekinden yavaştır. Ksilem cansız, floem canlı yapıdan oluşur.

109- Organik maddeler floemde, inorganik maddeler ksilemde taşınır.

110- Bitkilerin köklerinde de difüzyonla gaz değişimi gerçekleşir.

111- Tropizma hareketleri uyaranın yönüne doğru olursa pozitif (+) tropizma, tam tersi yönde olursa negatif (-) tropizma olarak adlandırılır.

112- Tropizma hareketleri uyarana göre isimlendirilir;
– Işık > Fototropizma
– Yerçekimi > Geotropizma
– Su > Hidrotropizma
– Kimyasal Madde > Kemotropizma

113- Nasti hareketlerinde uyaranın yönü önemli değildir. İsimlendirme tropizmadaki gibi uyarana göre isimlendirilir;
– Işık > Fotonasti
– Sıcaklık > Termonasti
– Sarsıntı > Sismonasti

114- Nöronlarda iletim dentritten aksona doğrudur.

115- Nöronlar belirli şiddet ve üzerindeki uyarılara cevap verirler. Bu şiddete eşik şiddeti denir. Uyarı şiddetinin artması impuls iletim hızını değiştirmez.

116- Beyincik dengeyi, omurilik soğanı iç organların çalışmasını düzenler.

117- Bitkilerin hareket etmesi turgor basıncı ile gerçekleşir.

118- Sindirim olayları sırasında ATP harcanmaz.

119- Endoplazmik retikulum üzerindeki ribozomlar hücre dışına gidecek olan proteinleri, yerel ribozomlar ise hücre içi için gerekli proteinleri sentezler.

120- Doymuş yağ asitlerinin fazla tüketilmesi durumunda damarda kolesterol birikir ve damar sertleşir.

121- Tohumlarda su oranının az olmasının sebebi enzimlerin çalışmasını engellemek ve çimlenmeyi durdurmaktır.

122- Yüzey gerilimi sıvıdaki kohezyon kuvvetinin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

123- Mineraller yapıcı ve onarıcıdırlar. Minerallerin bir diğer görevi ise yoğunluğa etki ettiğinden vücut ve hücre sitoplazmasının osmotik basıncını düzenlerler.

124- Liken birliği alg ve mantardan oluşur. Renkli olan alg kabul edilir.

Yorum Yapın